Türkiye’de genç odası mobilyası sektörünün geçmişi çok eskilere dayanmamaktadır. Bu alanda genellikle merdiven altı olarak tanımlanan üreticiler yer almaktayken sektör 1995 yılında gelişmeye başlamış ve yalnızca genç odası üretimi yapan firmalarla hız kazanmıştır. Özellikle son 10 yılda bu firmaların sayısında önemli bir artış yaşanmıştır. Günümüzde Türkiye’de yaklaşık 750 firma bu alanda üretimler gerçekleştirmektedir.
Continue reading

Araştırmalar, genç kızların yatak odalarında erkeklerden çok vakit geçirdiğini göstermektedir (Omata, 1995; James, 1998; James 2001). Kızlar için duygusal ve fiziksel anlamda çalkantılı olan ergenlik döneminde yatak odası beden imgesi ve kişilik boyutları gibi gerçekleşmekte olan değişikliklerle baş etmek için önem kazanmaktadır (James, 2001). James (1998), gerçekleştirdiği bir çalışmada 15 yaşındaki çoğu kızın değişen beden imajları nedeniyle utandıklarında odalarında kamusal ve diğer özel mekânlara kıyasla daha fazla zaman geçirdiklerini bulmuştur.
Continue reading

Lincoln (2012) genç odasının önemini aşağıdaki şekilde ifade etmektedir.

“Arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapayın, sakinleşin ve hafızadaki şeritte küçük bir gezi hazırlayın. Kendinizi gençlik yıllarınıza geri döndürün ve bu yaşta olduğunuzda yatak odanızın neye benzediğini hatırlamaya çalışın. Boyutunu, şeklini, renklerini, içindeki şeyleri, duvar kağıtlarını afişleri, dinlediğiniz müziği, odanın kokusunu düşünün. Orada kimlerle neler yaptığınızı düşünün. İster bu egzersizle onlarca yıl geriye gidecek bir yetişkin olun ister hâlâ ailesi ile yaşayan genç yetişkin olun ya da o evden taşınmış olun, bahse girerim bu ayrıntıların bazılarını oldukça iyi hatırlayabilirsiniz. Ne zaman biri araştırma alanımı sorsa ve anlatsam başta sinir bozucu bir kahkaha atabiliyor, ama sonra gençken kullandığı yatak odası ile ilgili bir anısını anlatıyor ve bunu başka bir anı takip ediyor. Bazen şu anda ebeveyn olan arkadaşlar ve meslektaşlar bana kendi çocuklarının yatak odalarını anlatıyor veya gençler bana kendi odalarını anlatıyor. Bu, söyleyecek çok şeyimizin olduğu bir alan. Peki neden böyle? Esasen ailenin mülkiyetinde olan bir odayı bu kadar anlamlı kılan nedir? İlk olarak, paylaşımsız yatak odasına sahip olan gençler için, genellikle mülkiyet hissine sahibi oldukları ilk alanlardan biridir. Bu anlam, örneğin odanın dekorasyonu yoluyla, mekânı kişiselleştiren maddi nesneler ve öğeler aracılığıyla veya düzenlemeyle çeşitli şekillerde sağlanır. Birçok genç odasını kardeşleriyle paylaşmak durumundadır, ancak çoğu kez bu koşullar altında bile işgal ettikleri odanın bir köşesini kendi alanı olarak işaretlemiştir ve böyle düzenlemiştir.
Continue reading

Biyolojik ve çevresel etkilerin karşılıklı etkileşimleri sonucunda oluşan insan, bir taraftan fiziksel anlamda ilerleme kaydederken diğer yandan nitelik olarak da bir ilerleme gösterir. İşte burada nicelik olarak artışa yani boyun uzaması, ağırlığın artması gibi fiziki belirtilerle meydana gelen değişimin yanında bireyin birtakım yeni özellikler göstermesi, görev ve sorumlulukları açısından olduğundan daha üst düzeylere ulaşmasına ise gelişim denir.
Continue reading

Genç odası kavramından bahsetmeden önce eşya ve mobilya kavramlarından bahsetmek faydalı olabilir. Etimolojik olarak eşya; gözle görünen, nesnel olarak var olan, fiziksel bir mekana yerleştirilmiş ve algı alanımızı zorlayan şey anlamını taşımaktadır (Bilgin, 1991). Aynı zamanda insanların beğenilerini ortaya koyma ve sosyal statü aracı olan mobilya ise genel olarak yemek, yatmak ve eşya depolamak gibi ihtiyaçları karşılayan bağımsız ve taşınabilir ürünlerdir.
Continue reading

Mobilyalar hayatımızın olmazsa olmaz parçalarındandır. Bizlere kolaylık sağlar, mekânları yaşanacak hâle getirirler. Aynı zamanda kullanıldıkları mekâna güzellik katan, sıcaklık veren eşyalardır. Bunun yanında eğer mekânla uyumu estetik açıdan güzelse insanların mutluluk kaynağı bile olmaktadırlar.
Continue reading

Batılı tarzda belirginleşen 1930’lardaki modern mobilyalar, farklı anlayışta gelişme göstermeye başlamıştır. Almanya’daki Bauhaus okulu, modern mimarlıkta büyük rol oynamıştır ve etkisini mobilyalarda göstermiştir. Bu okulda tasarımcılar ve mimarlar sade ve fonksiyon ağırlıklı mobilyalara ağırlık verirlerdi. Fakat bu tarz mobilyalar müşteriler için fazla cazip gelmemiş ve soğuk tarzda görülüp mekânlarda pek fazla kullanılmamıştır.
Continue reading

Türklerin geleneksel mekân anlayışıyla Batı kültüründeki mobilyalar birbiriyle çok zıt karakterde olan mobilyalardı. Fakat batılılaşma sürecine girildikten sonra önce saraylarda kullanılan mobilyalar, daha sonra İstanbul’un çevresindeki pek çok konutlarda da kullanılmaya başlandı. (Boyla, 1997, s. 1285-1286) Batı çizgilerini taşıyan bu mobilyaların bazıları ithal edilip, bazıları da gayrimüslim ustalar tarafından imal ediliyordu.
Continue reading

Türkler uzun yıllar göçebe hayat sürmüşler ve çadırlarda yaşamışlardır. Çadırda kullandıkları eşyalar hafif ve kolay taşınabilir olmuştur. Çadırın içinde minderler serili olur onun üstüne otururlardı. Fakat İslamiyet’i kabul ettikten sonra Anadolu topraklarına yerleşmişler ve böylece yerleşik hayata geçiş başlamıştır. Çiftçilikle uğraştıklarından dolayı oturma elemanları da yere yakın tercih ederlerdi. O dönemde mobilya görevini sedir, sandık ve dolaplar karşılamaktaydı.
Continue reading