Cumhuriyet Dönemi Mekanlarda Mobilya

Türklerin geleneksel mekân anlayışıyla Batı kültüründeki mobilyalar birbiriyle çok zıt karakterde olan mobilyalardı. Fakat batılılaşma sürecine girildikten sonra önce saraylarda kullanılan mobilyalar, daha sonra İstanbul’un çevresindeki pek çok konutlarda da kullanılmaya başlandı. (Boyla, 1997, s. 1285-1286) Batı çizgilerini taşıyan bu mobilyaların bazıları ithal edilip, bazıları da gayrimüslim ustalar tarafından imal ediliyordu.

Bu dönemde mobilya üreten atölyeler artmıştır. Mobilyalarda olduğu gibi iç mekânlar da batı tarzı benimsenerek dizayn ediliyordu. Bu dönemde sadece mobilya üretimi değil onun tasarımı da çok önemliydi. Dönemin bazı dergileri batı tarzındaki mobilyalarla evlerin nasıl döşeneceği hakkında bilgiler verirdi.

Ahmet Mithat’ın Jön Türk adlı romanında elit bir İstanbul konağını; “….Sonraki sahipleri tamir ve süslemenin önemine hasret kaldıkları için konağın içi gerçekten pek bakımlı. Hatta geçmişteki yapısını süsleyen tepe camları ,sofa setleri, yüklükler, çiçeklikler, raflar, filanlar kaldırılarak binaya yeni binalara şekil ve biçim verilmeye çalışılmış. Her ne kadar bu çalışmada yanlışlık öyle şeyleri anlayanlara, bilenlere gizli olamaz ise de bu hanenin ev sahiplerinde o zevkler olmadığından hanelerini batılı tarzda yapmak istemişler de bu arzu ile o cânım eski hoş mimariyi yitirmişler. Bu yenileme gayreti ev eşyalarında dahi görülmüş. Eski divanlar, minderler kaldırılmış. Yerine köşeler, kanepeler, koltuklar, sandalyeler konulmuş. Yatak odaları karyolalar, gece servisleri filanlar ile doldurulmuş. Aynalı dolaplar, lavabolar dahi unutulmamış. Eski geleneklerden tamamen çıkarılıp batılı tarz benimsenmiş.” diyerek tanıtmaktaydı.

Çelik Gülersoy, dönemin mobilya kullanımında çeşitliliğinin olmasını ailelerin statüsüne bağlamakta ve dört grupta değerlendirmektedir.

– Birinci grup ‘saray atıkları’ olarak tanımladığı; saraya yakın çevreden ‘paşazade’ olarak adlandırılan, konak sahiplerinin mekânlarında ailelerinden kalan mobilyalardır.
– İkinci grup maddi imkâna sahip, ama aileden kalan mobilyaları olmayan, yüksek mühendis, memur, gibi meslekteki kişilerin evlerinde kullandıkları; dönemin çizgilerini yansıtan mobilyalardır.
– Üçüncü grup maddi imkânı olmayan kişilerin evlerinde bulunan ‘karışık’ olarak nitelendirilen düzende, sabit elemanlarla bir arada kullanılanlardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir