Türklerde Mobilya Kavramı Nasıldır?

Türkler uzun yıllar göçebe hayat sürmüşler ve çadırlarda yaşamışlardır. Çadırda kullandıkları eşyalar hafif ve kolay taşınabilir olmuştur. Çadırın içinde minderler serili olur onun üstüne otururlardı. Fakat İslamiyet’i kabul ettikten sonra Anadolu topraklarına yerleşmişler ve böylece yerleşik hayata geçiş başlamıştır. Çiftçilikle uğraştıklarından dolayı oturma elemanları da yere yakın tercih ederlerdi. O dönemde mobilya görevini sedir, sandık ve dolaplar karşılamaktaydı.

Mobilya kültüründe batılılaşma süreci, 19. Yy. da Osmanlı imparatorluğu ile Avrupa kültürünün etkileşmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Dönemin 2. yarısında saraylarda ve toplumun elit tabakalarında batı tarzı mobilyalar kullanılmaya başlanmıştır. Yaşamımıza saray mimarisi girdikten sonra, hükümdarlık konutlarında modern anlayışa uygun tarzda yerden yüksek oturma mobilyaları hâkim olmaya başlamıştır. Sedirlerin yerini koltuk, kanepe ve sandalyeler, yer sofralarının yerini yemek masaları almıştır. Osmanlı mobilyalarının en büyük özellikleri yaldızlı, ihtişamlı, büyük ve ağır mobilyalar olmasıdır.

Osmanlı devleti 623 yıl yaşamış, soylu ve kadim bir devlettir. Dolayısıyla bu büyük devletin mobilya kültürünün de çok geniş olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Osmanlı mobilyalarında 3 ana unsur göze çarpmaktadır:
1. Pratik ve fonksiyonellik
2. Kaliteli ahşap kullanımı
3. Sadelikle ihtişamın büyük uyumu

Osmanlı’da mobilyaların üretimi genellikle geleneksel olarak kullanılan, sabit ve az sayıdaki hareketli mobilyaların üretildiği “kaplamacı”, çatmacı”, “ kutucu”, “kürsücü” gibi adlandırılan küçük atölyelerde gerçekleşmekteydi. 19. Yüzyılda Osmanlı’da Batı tarzı mobilya üretimi yapan marangozlara Fransızca ébéniste (abanoz) ‘den türeyen “ebenist”, Almanca Tauschiren’den ( altın ve gümüş kakmacı) türeyen “Tavşan” adı verilmekteydi. 19. Yüzyıldan itibaren Batı tarzı mobilyaların üretimini sağlamak için donanımlı atölyeler kuruldu ve bu büyük atölyeler eğitim ile desteklenerek fabrikalaşmaktaydı. ( Demirarslan, 2016, s.378) Bu atölyelerden en önemlisi Tamirhane-i Hümayun’dur.

Sultan Abdulhamid’in Tamirhane-I Hümayun’u kurmasıyla birlikte buradaki ustalar ahşap mobilya işlemeye başlamışlardır. Bu atölye yabancı akademisyenler için de çalışma yeri olmuştur.

Tahsin Paşa’nın anlatımına göre Sultan Abdülhamit, son sistem marangoz alet ve edevatı Avrupa’dan getirterek birçok usta ve çırakla Tamirhâne-i Hümâyun’da çalışmıştır. Adının tamirhane olması kimseyi yanıltmasın. Burası sadece bir marangozhane ya da sıradan bir tamirhane değildir. Bir sanat akademisi gibi çalışılan, yabancı sanatçıların bile sanat öğrenmeye geldiği ve II. Abdülhamit’in de o akademinin başöğretmeni olduğunu söylemek yanlış olmaz. Birçok şifreli mobilya, maroken kaplı yemek sandalyeleri, altın yaldızlı beyaz lake vitrinli büfe, fildişi ve sedef kakmalı mücevher dolabı bu akademiden çıkmıştır.

Herhangi bir tamirat veya bir eşyanın imalatı söz konusu olduğunda padişah emriyle resmi bir evrak hazırlanır, Tamirhane-i Hümayun’a bildirilir ve atölyenin başındaki nazıra iletilirdi. Daha sonra iş nazır tarafından ustabaşına sevk edilirdi. Ustabaşı işin maliyeti, hangi işlemlerden geçeceği, ne kadar sürede imal edileceği, kaç işçinin çalışacağı gibi konularda gerekli işlemleri yapardı. Atölyede yapılan her türlü imalat işlemleri tamamlandıktan sonra, üretilen eşyalar fen heyeti tarafından kontrol edilerek ikinci keşif yapılırdı. Ve ardından muayeneden sonra yerine teslim edilirdi. Bu döngü haricinde Tamirhane-i Hümayun’da hiçbir imalat ve işlem yapılmamaktaydı. Bu imalat sürecinin işlemesi de Tamirhane-i Hümayun’un büyük bir atölyeden ziyade bir fabrika gibi çalıştığını göstermektedir.

II. Abdülhamit döneminde Osmanlı Devleti’nin ana sarayı olarak kullanılan Yıldız Sarayı’nda, başta padişaha ait daireler olmak üzere harem bölümünde, şehzadelerin dairelerinde ,sarayın çeşitli yerlerinde ve diğer saraylarla, saraya bağlı dairelerde bulunan dolaplardan sofra takımlarına kadar çeşitli eşyaların tamir ve üretimi bu atölyede sağlanmaktaydı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir